Siem Reap

Siem Reap denilince ilk akla gelen kuşkusuz Angkor Arkeolojik Milli Park’ı olmakta. Bu milli park 400 kilometre kare alanı kaplayan, Khmer imparatorluğu’nun 600 sene başkentliğini yapmış yapıları içinde barındıran bir yer. En önemlileri Angkor Wat, Angkor Thom ve Ta Phrom olan sayısız tapınak, yerleşke ve saray barındırmakta. En olgun ve serpilmiş döneminde yaklaşık 1 milyon insana ev sahipliği yapmış olması ne kadar büyük bir yer olduğunu anlamamız için yardımcı olabilir, öyle ki o dönemde Londra’nın nüfusu 100 bin civarındaymış. Bu muazzam büyüklükteki alanı tamamen dolaşmak normal turistler için çok mantıklı olmasa gerek yetkililer tarafından turistik amaçlı kısa ve uzun olmak üzere 2 adet ana rota çıkarılmış. Her biri tam bir gününüzü alacak şekilde planlanmış.

Angkor tapınaklarının hepsi orijinal olarak Hindu dinine adanmış olsa da sonradan bölgeye hakim olan Budizm’in etkileriyle buddha heykelleri ve budist sunakları eklendiği görülmekte. Mimari açıdan  Hinduizm’deki 5 zirveli Meru dağı tasviri olarak tapınakların kubbeleri 5 katmanlıdır. Büyük tapınaklar suyla dolu hendeklerin arkasına inşa edilmiş.

Angkor’da bir çok yapı dilimize “tapınak” olarak çevrilmesi biraz garip olsa da, aslında bu yapıları bizdeki külliye veya medrese gibi farklılaştıklarını düşünmekte fayda var. Bir çoğu dini ve gündelik hayatın harmanlandığı mekanlar.

Bizim tavsiyemiz böyle bir güzelliği bulmuşken en az iki gününüzü ayırmanız. Burayı ziyaret etmek isterseniz, yolunuz 10 kilometre güneydeki Siem Reap şehrine düşecektir. Siem Reap, yılda 2 milyondan fazla turisti ağırlayan tam anlamıyla bir turist kenti. Şehirdeki neredeyse her şey turistler için. Bu sebeple gece hayatı eğlenceli ve bazı yerleri Bangkok’taki hareketliliğe sahip. Fakat Kamboçya’nın nispeten kural tanımazlığı ile daha farklı bir atmosfer sunuyor.

Siem Reap’e ulaşmak ana rota olarak ya Tayland tarafından ya da Phnom Penh tarafından geliniyor.  Biz Phnom Penh tarafından kara yoluyla otobüs ile geçmiştik. Yolculuk 5-6 saat sürmüştü ve Kamboçya kırsalından ilginç manzaralara şahit olmuştuk.

Bizim Vietnam – Kamboçya rotamızın odak noktası olan Angkor’a 2 günümüzü ayırmak şart olmuştu ve geziden maksimum keyif alabilmek için de araç ve rehber ayarlayarak gezdik. Rehberimizin kalabalık yönetimi ve sıcak saatlerde kapalı mekanlarda olacak şekilde düzenleme yapması da geziyi epey bir güzelleştirdi.

Bizim iki günlük rotamız aşağıdaki gibiydi.

1. Gün Rotası

Angkor Thom Bayon Temple Phimeanakas Temple Royal Enclosure Tep Pranam Leper King Terrace Elephant Terrace Thommanon – Chau Say Tevoda – Angkor Wat

Bugün sabah ilk durağımız Angkor Thom idi. Normalde tur rotaları ilk Angkor Wat’tan başlıyordu fakat rehberimiz Angkor Wat’ı en son gezmenin çok daha iyi olacağını söyledi.

Angkor Thom aslında “Büyük Şehir” anlamına geliyor. (Angkor = Şehir / Thom = Büyük) 5 adet kapısı bulunan bu şehrin su hendeği ile çevrelenmiş olması ve şehre bağlanan köprüsünden ilk geçiş tarif edilemez güzellikte.

Bu şehir içerisinde günümüze kadar ayakta kalan en büyük yapısı Bayon Tapınağı, şehrin tam merkezinde bulunmaktadır. 12. yy sonlarında Kral 7. Jayavarman tarafından devlet tapınağı olarak inşa edilmiştir.

Bu tapınağın en bilinen yönü; kulelerden oluşan yapısı ve her kulesinde 4 ana yöne bakan yarı gülümser Khmer insan suratlarıdır. Ayrıca Khmer günlük yaşantısını ve tarihlerindeki önemli olayları tasvir eden kabartmalı duvarları da önemli bilgiler içermektedir.

Phimeanakas tapınağı günümüzde 3 katlı piramit kalıntısı olarak görünse de Çin arşivlerinde Altın kaplamaları bir kule olarak betimlenmiş. Burası Angkor Thom kraliyet sarayının içerisinde bulunmaktadır. Son araştırmalar bu yapının ise krallara ait kişisel tapınağı olduğunu göstermektedir.

Kraliyet Yerleşkesi ‘nin (Royal Enclosure) günümüzde ne yazık ki sadece temelleri kalmış. 600 metreye 200 metre olan temelleri yapının büyüklüğüne dair ipuçları vermekte.

Cüzzamlı Kral Terası (Leper King Terrace) 4 duvar üzerinde yükselen bir platform olarak görünen yapının ismi, terasın tepesinde bulunan heykelden kaynaklıdır. Heykel , ilk keşfedildiğinde yosunla kaplı ve vücut ölçülerinin bozuk olmasından ötürü cüzzamlı birine benzetilmiş. Bahsi geçen heykel bizim ziyaretimizden sonra restore edilerek Phnom Penh’deki Ulusal Müze’de koruma altına alınmış. Son araştırmalar bu heykelin kral’dan ziyade Ölülerin tanrısı Yama olduğu ve bu terasın da kraliyet üyelerinin ölüm sonrası yakılma töreninin yapıldığı alan olduğunu göstermektedir.

Fil terası (Elephant Terrace) 300 metre uzunluğunda 2.5 metre yükseklikte ortada 3 uçlarda birer adet olmak üzere 5 adet merdiveni bulunan; oyun, kutlama, dini tören gibi zamanlarda kralın kullanılması için yapılmış bir seyir noktasıdır. Kral bu terasın orta noktasında bulunan nilüfer şeklindeki oturma yerine oturup bütün alanı görebiliyormuş. Duvarlardaki fil çıkartmaları ve merdiven kenarlarındaki fil figürleri görülmeye değer.

Artık Angkor Thom arazisinin dışına doğru yol alıyorduk. Angkor Thom’un doğu kapısından çıkarken yolun iki kenarında Thommanon ve Chau Say Tevoda ikiz tapınakları sizi karşılıyor. Bayon ve Angkor Wat tapınaklarının yanında nispeten küçük kalan bu yapılar bir çok turist tarafından es geçilip gidiliyor fakat bizim tavsiyemiz kesinlikle uğramanız. Yapılarının küçük olması ve duvarlarındaki güzel Hindu ve Budizm temalı kabartmaları güzel bir ambiyans yaratıyor. Fotoğraflarınız için ideal bir yer.

İlk günümüzün son durağı ise Angkor Arkeolojik Park’ının ve Kamboçya’nın incisi Angkor Wat idi. İlk başta belirttiğimiz gibi genelde ilk durak olarak uğranan Angkor Wat’a günün son durağı olarak gelmek tapınağın büyük oranda bize kalmasını sağladı. Böyle bir düzenlemeden ötürü rehberimize ne kadar teşekkür etsek azdır. Angkor Wat tapınağının Angkor Thom’a benzer şekilde “Tapınak Şehir” (Angkor = Şehir / Wat = Tapınak) anlamına geliyor.

Bu yapı 12. yy ’da Hindu tanrıçası Vishnu’ya adanarak inşa edilmiştir. Daha sonra budizm’in etkisiyle buddha heykelleri ile donatılmıştır. 65 metrelik ana kulesine 4 adet daha küçük kule eşlik ediyor ve kare plana uygun olarak duvarlar ile birbirine bağlanıyorlar. Bizim Kamboçya’ya ana geliş sebebimiz olan Angkor Wat’ı uzaktan görmek, içini dolaşmak bizi inanılmaz etkilemişti. Muhteşem yapısı ve muazzam büyüklüğü ile gerçekten etkilenmemeniz elde değil zaten.

İlk gün rotamızı bu şekilde tamamlamış ve otelimize geri dönüp biraz dinlendik. Ardından Siem Reap’in canlı gecelerine doğru yola çıktık. Açıkçası Phnom Penh’deki geleneksel dans gösterisi o kadar başarılı idi ki, Siem Reap’teki bizim için biraz sönük kaldı. Ayrıca Tayland’daki gibi pubların olduğu bir sokak ve alışveriş için Night Market bulunmakta.

2. Gün Rotası

Angkor Wat (Güneş’in doğuşu) – Preah Khan Kompleks (Prasat  Preah Khan Neak Poan – Ta Som ) Pre Rup – Ta Keo – Ta Nei – Ta Prohm – Banteay Kdei – Srah Srang (Yapay Göl) – Prasat Kravan

İkinci günümüz sabah çok erken vakitte başladı. Sabaha karşı uyanıp gün doğumunu izlemek için Angkor Wat’a doğru rehberimizle yola çıktık. Bu tecrübe bizim gezimizin zirve noktasıydı diyebiliriz.

Aslında turlar gün doğumu izlemesinden sonra konukları otellerine geri götürüp kahvaltı ettirdikten sonra turlarına devam ediyor fakat bizim rehberimiz ise otele gidip gelmenin zaman kaybı olacağını ve eğer istersek kahvaltıyı yakın bir lokantada yaparak günün geri kalanında mekanların bize kalacağından bahsedince biz de hiç düşünmeden kabul ettik. (Kahvaltının 3-5 $ tuttuğ bir yerden bahsediyoruz) Kahvaltıdan sonra vurduk yine yollara.

İlk durağımız Preah Khan kompleksiydi. Jayatataka Baray (Gölü) etrafında kurulmuş. Bu göl, yılın kuru sezonunda kuruduğu için bazı haritalarda gösterilmemekte. Bu kompleksin elementleri Prasat Preah Khan, Neak Poan, Ta Som ve Krol Ko yapılarıdır. Khmerce’de “Royal Sword / Holy Sword” anlamına gelen Preah Khan, Cham istilasına karşı kazanılan zaferin ardından yine Kral 7. Jayavarman tarafından hem kazanılan zaferin hem de babasının anısına yaptırılmış.

Bu kompleksin incisi Prasat (Temple) Preah Khan yüzölçümü ve su hendeği ile çevrili olmasından ötürü Angkor Wat’a benzerlik göstermekte. Fakat binanın özellikle güney cephesi zamanın hışmına uğramış ve neredeyse tamamen yıkılmış durumda. Geri kalan yerleri de doğa tarafından geri kazanılıyor diyebiliriz.

Sonrasında ise gölün ortasında bulunan Neak Poan tapınağına geçtik. Araçla göl kenarına inip içeriye doğru yürüyerek yakınlaşabiliyorsunuz. Fakat yanına gidemiyorsunuz.

Rehberimizin tavsiyesiyle Krol Ko’yu pas geçip Ta Som’a doğru devam ettik. Ta Som da yine bir çok turist tarafından es geçilse de bizce atlanmaması gereken bir yer. Hint İncir ağaçlarının istila ettiği tapınak örneğinin en güzellerinden biri burası. Diğeri ise “Tomb Raider” filmi ile ünlenen Ta Prohm; fakat orada kalabalıktan dolayı düzgün fotoğraf çekebilmek bile bir mucize. Ta Som fazla restore edilmemiş ve tenha.

Ve artık Preah Khan kompleksini bitirmiş ve Jayatataka Baray(Gölü)’ı geçerek öğlen yemeği öncesinde son durağımız olan Pre Rup’a vardık. Hafif açlık ve yorgunluğunda etkisiyle bu tapınağı hızlı geçtik diyebiliriz. Yine Shiva’ya adanmış bir  Hindu tapınağı. Diğerlerinden farklı olarak bu tapınak 3 katmanlı piramit şeklinde ve tuğlalardan yapılmış. İçindeki gölge oyunları ve tuğlaların verdiği kızıl-turuncu renkten ötürü güneşin doğumunu izlemenin bir adresi de burası.

Öğle yemeğimizi yedikten sonra artık Siem Reap’teki zamanımız azalmıştı ve içimizde hafif buruk bir his oluşmaya başlamıştı. Fakat artık yorgunluk da bizi etkilemişti.

Prasat Ta Nei aslında orman içerisinde biraz harabe durumunda bulunuyor. Burası yosunla kaplanmış bir tapınak bloğu görmek için eşsiz bir yer. Ziyaret edebilmek için bir araç yolunun olmaması, genel anlamda buranın size ait kalmasını sağlıyor. Bu tapınağın inşası yarıda kaldığından tam olarak işlevi bilinmiyor. Genel kanı bir hastane olduğu yönünde.

Prasat Ta Keo  Angkor’daki en büyük tapınaklarından biri. Angkor Wat’tan birkaç yüzyıl önce yapımına başlanan tapınak, ana yapının bitmesinin ardından süsleme aşamasına gelindiğinde yapımı bırakılmış. Bunun sebebi tam olarak bilinmese de tapınağı yaptıran Kral 5. Jayavarman’ın ölümünün etkisinin olduğu düşünülüyor. Büyüklüğünün göz alıcılığı sayesinde turist rotalarında kendine yer bulmayı başarmış.

Prasat Ta Prohm Kral 7. Jayavarman yaptırdığı kendi soyunu onurlandırmak adına yaptırdığı Ta Prohm; aynı zamanda kendisini de inşa ettirdiği ilk yapılardan. Ta Som’da olduğu gibi Hint İncir ağaçlarının istila ettiği tapınak, “Tomb Raider” filmi ile uluslararası bir şöhrete kavuşmuş.

Filmde Angelina Jolie’nin bubi tuzağına düştüğü yer, şu anda saniyede 7 kare fotoğraf çekilen bir ziyaret noktası. Bu sebeple tapınağı gezerken genel Angkor havasından biraz uzaklaşıyorsunuz. Ama biz de orada fotoğraf çektirdik o ayrı 🙂

Prasat Banteay Kdei mimari açıdan Bayon ve Ta Prohm’a çok benzese de onlara nazaran daha küçük bir yapısı var.  Srah Srang (insan yapımı) gölünün tam karşısında yer alan yapı ciddi bir kontrast oluşturuyor. Fotoğrafçılık meraklıları bu ikiliye gerçek anlamda düşkünler. Bu tapınağın da büyük bir kısmı ne yazık ki yıkık vaziyette.

Prasat Kravan gezimizin en küçük yapısı diyebiliriz. Bu tapınak için kullanılan tuğlalar kızıl tuğlarda bir çeşit bitkiler de kullanılmış. Bu tarzı ile Cham mimarisinden esinlenme olduğu görülmektedir. İç duvarlarında Hindu tanrıçası Vishnu’yu anlatan taş rölyefler etkileyici.

Artık 2 günlük Angkor gezimiz sona ermişti. Gezimizde rehber ve araç kullanmanın avantajlarından faydalanmıştık, bu gezi rotasını TukTuk kiralayarak da yapmak mümkün. TukTuk şoförleri size ayrıca rehberlik yapabilmektedir. Ancak bu durumda biletinizi kendiniz ayarlamanız gerekecektir. Çok daha meraklıların bisikletle 1 haftalık gezi düzenlediğini de duymuştuk.

Umarız sizler için de faydalı bir paylaşım olmuştur. Hayatta mutlaka görülmesi gereken yerlerden birisi olduğunu söyleyebiliriz.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi:
search previous next tag category expand menu location phone mail time cart zoom edit close